<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hep Bilgi - Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi</title>
	<atom:link href="https://hepturkce.com/hep-bilgi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hepturkce.com/hep-bilgi/</link>
	<description>Türkçeye Açılan Pencere</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Dec 2020 14:52:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://hepturkce.com/wp-content/uploads/2020/10/cropped-logo-web-4-32x32.png</url>
	<title>Hep Bilgi - Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi</title>
	<link>https://hepturkce.com/hep-bilgi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Servi Ağacı</title>
		<link>https://hepturkce.com/servi-agaci/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/servi-agaci/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10548</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/servi-agaci/">Servi Ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/servi-agaci&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="_1yEvn">
<div class="_2wZrM _3BIio" tabindex="-1" data-hook="post-title">
<p class="_1gHzn _2M4wi blog-post-title-font blog-post-title-color blog-text-color post-title blog-hover-container-element-color _1EQZr blog-post-page-title-font" data-hook="post-title"><span style="font-size: 14pt;">Sıcak bir günde gölgesinde dinlendiğimiz, yorulduğumuzda sırtımızı dayadığımız, dünyamızın akciğerleri… Ağaçlar! Bugün şehirlerdeki yapılaşma nedeniyle onları çok az görür olduk. Kimileri kesildi, kimileri kurudu gitti. Kalanlar ise en güçlü olanlar oldu. Çınarlar, serviler, çamlar ve diğerleri. Bu ağaçları öylesine çok gördük öyle çok sevdik ki bazen bir ağaç olmanın ötesinde anlamlar yükledik. Şimdi bunlardan biri olan servi ağacını tanıyalım isterseniz.</span></p>
</div>
</div>
<div class="yF0IC" data-hook="post-description">
<article class="blog-post-page-font">
<div class="post-content__body">
<div class="lV_uZ _1LHlu _1ltva" data-rce-version="8.3.0">
<div class="kcuBq _1PkHV blog-post-page-font _3f8WX uatYj" dir="ltr">
<div class="kaqlz _1FQ9t blog-post-page-font zJfAe">
<div id="viewer-2ujoj" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;">Servi ağacı oldukça uzun boylu, ince ve koyu yapraklı bir ağaçtır. Koyu yapraklarıyla çok uzaklardan bile dikkat çekebilir ve dört mevsim boyunca yapraklarını korur. Kimilerine göre uygun iklimde ve şartlarda bir servi ağacı 2000 yıl boyunca yaşayabilir.</span></div>
<p id="viewer-1hhtv" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Servi ağacını özel kılan ise botanik özellikleri değil ona yüklenen sembolik anlamlardır. Servi ağacı güçlü olması ve yapraklarını hiç dökmeden hep yeşil kalması sebebiyle hayatı simgeler. Bunun yanında halk arasında uzun boylu birini övmek için “selvi boylu” ifadesi kullanılır. Aslında servi ve selvi aynı kelimelerdir fakat halk arasında selvi denmektedir.</span></p>
<p id="viewer-4gl8r" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Servi ağacına dini bir mana da yüklenmiştir. Servinin yaprakları rüzgarda hışırdayınca da onun bu şekilde Allah’ı andığı söylenir. Bu düşünce nedeniyle özellikle cami, türbe gibi dini mekanların süslemelerinde servi ağacı çok sık kullanılır. Ama bu süslemeler sadece dini mekanlarla sınırlı kalmamıştır. Türk mimarisi ve süsleme sanatında da servi ağacı dekoratif bir motif olarak bolca işlenmiştir.</span></span></p>
<p id="viewer-7t5gh" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Serviler mezarlıkların da vazgeçilmez süsleridir. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi servi ağacı hayatı, ölümü ve Allah’ın tek oluşunu simgeler. İkincisi ise servi ağacının kötü kokuyu engellemesidir. Mezarlıklardaki canlı servilere ilaveten mezar taşlarında da servi motifi sık sık kullanılır.</span></p>
<p id="viewer-6ka5d" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Yani cami ya da mezar süslemelerinde ya da mezarlıklarda servi ağaçları görmek tesadüf değildir. Bu sebeple bir yerde servi ağacı motifi görüyorsanız o ağaç orada size hayatı ya da ölümü hatırlatmak için bulunur. Umarız bir gün onları sadece motiflerde görmek zorunda kalmayız. Canlı halleriyle çok daha güzel değiller mi sizce de?</span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/servi-agaci/">Servi Ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/servi-agaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arıların Bilinmeyenleri</title>
		<link>https://hepturkce.com/arilarin-bilinmeyenleri/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/arilarin-bilinmeyenleri/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10546</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/arilarin-bilinmeyenleri/">Arıların Bilinmeyenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="_1yEvn">
<div class="_2wZrM _3BIio" tabindex="-1" data-hook="post-title">
<p class="_1gHzn _2M4wi blog-post-title-font blog-post-title-color blog-text-color post-title blog-hover-container-element-color _1EQZr blog-post-page-title-font" data-hook="post-title"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Kimi sever kimi sevmez ama hayvanlar alemi çok başka bir dünya.. bilinmeyeni o kadar çok ki. Mesela arılar, arıların yaklaşık olarak 20.000 farklı türü olduğunu biliyor muydunuz? Çok fazla değil mi? Evet, bunun yanında arılan çok değişik özellikleri de var.</strong></span></p>
</div>
</div>
<div class="yF0IC" data-hook="post-description">
<article class="blog-post-page-font">
<div class="post-content__body">
<div class="lV_uZ _1LHlu _1ltva" data-rce-version="8.3.0">
<div class="kcuBq _1PkHV blog-post-page-font _3f8WX uatYj" dir="ltr">
<div class="kaqlz _1FQ9t blog-post-page-font zJfAe">
<p id="viewer-dhrgv" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Mesela, arılar saniyede 250 kez kanat çırpabilirler. Bu kanat çırpışı genellikle kovanı soğutmak için yapılan “yelpazeleme” sistemidir. Tehlikeli durumlarda arılar, tehlikeyi haber vermek için daha yüksek sesle vızıldarlar. Arılar koku alabilirler. Arıların antenleri ile ilgili yapılan son araştırmalar, arıların koku almak için kullandıkları kimyasal reseptörlerin bulunduğunu kanıtlamıştır. Arılar koku aracılığı ile birbirini tanıyabilir ve farklı türlerini ayırt edebilirler.</span></span></p>
<p id="viewer-970lr" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bir kiloluk bir balın yapılabilmesi için, arıların dört milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamaları gerekmektedir. Bal arıları toplu halde yaşayan canlılardır ve kovanda yaşamın devamlılığını sağlamak için iş birliği içinde çalışırlar. Bir kovan içinde yaşayan işçi arılar, kraliçe arı ve erkek arılar beraber yaşarlar .</span></span></p>
<p id="viewer-affmp" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">İşçi arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir ve büyüdükleri hücreden çıktıkları andan itibaren gelişimleri ile orantılı olarak kovan içindeki görevleri de değişir. İşçi arılar yaşamları boyunca kovan içindeki her türlü işle ilgilenirler. </span></p>
<p id="viewer-bhjb5" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bal arılarının faal işçileri yaklaşık olarak 1.5 ay yaşarlar. Erkek arılar 6 ay kadar ve kraliçe arı ise 4 yıl kadar yaşar.</span></span></p>
<p id="viewer-9651v" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bir işçi arı yaşadığı süre zarfında bir çay kaşığının 1/12 (on ikide biri) kadar bal yapabilmektedir.</span></span></p>
<p id="viewer-55u2p" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bal arıları yaklaşık olarak saatte 24 km hızla uçabilirler.</span></span></p>
<p id="viewer-3cbqe" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bir kovan yaklaşık 90.000 arıya ev sahipliği yapabilmektedir.</span></span></p>
<p id="viewer-e2oaf" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Arılar kendi hayatlarını tehlikede görmediği sürece insanları sokmazlar.</span></span></p>
<p id="viewer-1nu5u" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Her arının beyninde yaklaşık olarak bir milyon sinir hücresi (nöron) bulunmaktadır.</span></span></p>
<p id="viewer-amo55" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Alman bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda, arıların yönlerini bulabilmek için bir tür haritadan yararlandıkları ortaya çıkmıştır . Yani arılar doğadaki birtakım işaretleri akıllarında tutarak hedeflerine ulaşabilmektedirler.</span></p>
<div id="viewer-1jv8d" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="c-Mgr _2Mq66 _2Mq66 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img">
<p><span style="font-size: 14pt;"><img decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg aligncenter" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_d3d3cc0bb2964247ba7a942936784a13~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_297,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_d3d3cc0bb2964247ba7a942936784a13~mv2.webp" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/arilarin-bilinmeyenleri" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_d3d3cc0bb2964247ba7a942936784a13~mv2.jpg/v1/fit/w_1000%2Ch_960%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></p>
<div class="ly1nx"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-b8cfd" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Her kovanda kraliçe arının salgıladığı kimyasal bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün arılar tarafından tanınır. Ayrıca kovandaki bütün arılar da bu maddeyi kraliçeden alarak kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. İşte bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanırlar. Dolayısıyla dış görünüş olarak birbirlerine çok benzemelerine rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı kolayca tanınır ve kovandan dışarı atılır ya da öldürülür.</span></p>
<div id="viewer-cqn71" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/arilarin-bilinmeyenleri&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/arilarin-bilinmeyenleri/">Arıların Bilinmeyenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/arilarin-bilinmeyenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Planlı Eskitme</title>
		<link>https://hepturkce.com/planli-eskitme/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/planli-eskitme/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:27:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10541</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/planli-eskitme/">Planlı Eskitme</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-2mqum" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Hiç düşündünüz mü o ilk günler dünyanın <strong>en hızlı cihazı</strong> olan telefonunuz <strong>neden yavaşlamaya</strong> ve sizi delirtmeye başladı? </span></p>
<div id="viewer-363rm" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="c-Mgr _2Mq66 _2Mq66">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;">Ya da neden <strong>sürekli </strong>çoraplarınız <strong>yırtılıyor</strong> ve evinizde onlarca kullanmadığınız delik çorap var?</span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-6tgnv" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Hatta neden daha 2 kış önce aldığınız o pahalı ayakkabılar bu kış patlamış durumda?</span></p>
<p id="viewer-fopi1" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">İşte bütün bunların cevabı <strong>planlı eskitme!</strong></span></p>
<p id="viewer-n8s3" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Üretim ve tüketim bir döngünün içinde. Yeni bir ürün çıkıyor, insanlar alıyor, <strong>ürün eskiyor</strong> ve insanlar bu ürüne ihtiyaç duyup tekrar aynı ürünü almak istiyor ve ürün tekrar üretiliyor.</span></p>
<p id="viewer-b2lvk" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Peki üretim ve tüketim kavramları bu kadar masum mu? “İhtiyaç” dediğimiz şeyler <strong>gerçekten ihtiyacımız mı? </strong></span><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Gelin iki örneğe beraber bakalım.</span></span></p>
<div id="viewer-d0q1p" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_1wj_L IoEY5 IoEY5 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignright" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_e85baea84be94c04b82ecc21efbd016d~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_261,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_e85baea84be94c04b82ecc21efbd016d~mv2.webp" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/planli-eskitme" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_e85baea84be94c04b82ecc21efbd016d~mv2.jpg/v1/fit/w_600%2Ch_396%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-8dh2u" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Birinci örnek <strong>117 yıldır yanan bir ampul</strong>! Şaşırtıcı değil mi? 1901’den beri açık olan bu ampul Kaliforniya’da bir itfaiye istasyonunda bulunuyor. Edison, ampulü icat ettikten sonra bir firma bu ampulü geliştirmiş. Buna göre bir ampulün ömrü ortalama insan ömründen uzun olabiliyormuş. Fakat bu durum 1940’larda alınan bir kararla değiştirilmiş. Ampul üreticileri <strong>en fazla 1000 saat yanan ampuller</strong> üretmeye başlamış ve bundan daha uzun ömürlü ampul üretilmemesi yönünde bir karara varmışlar. Böylece icat edildiği dönemde bile yaklaşık <strong>1800 saat olan bir ampulün ömrü</strong> 1940’lara gelindiğinde <strong>1000 saate inmiş</strong>. Peki neden? Tabii ki <strong>üretimin ve büyük pazarların devamlılığı için</strong>! </span></p>
<div id="viewer-d3851" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_2G2B- _1V0VU _1V0VU _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignleft" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_37311b4a667e4ee5927aa32e84e34d42~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_294,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_37311b4a667e4ee5927aa32e84e34d42~mv2.webp" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/planli-eskitme" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_37311b4a667e4ee5927aa32e84e34d42~mv2.jpg/v1/fit/w_432%2Ch_321%2Cal_c%2Cq_80/file.png" />İkinci örnek ise yine bir icat üzerin, <strong>naylon</strong>! Dünyanın ilk sentetik tekstil ürünü. Bu ürün birçok yerde kullanılmaya başlanmış ve bunlardan biri de <strong>kadın çorabı</strong>. İlk kadın çorapları o kadar <strong>kaliteli ve sağlammış</strong> ki araba çekerken bile kullanılabilecek güçteymiş. <strong>Eskimiyorlar, yırtılmıyorlar ve çöp olmuyorlarmış. </strong>Fakat bu çorapları üreten aynı firma daha sonra mühendislerine bu çorapları <strong>inceltmeleri için </strong>araştırma yapmalarını söylemiş. Giderek <strong>daha zayıf</strong>, daha <strong>dayanıksız çoraplar</strong> üretmeye başlamışlar. Neden mi? Çünkü insanların <strong>tekrar tekrar aynı ürünü satın almaları için</strong>!</span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-cms11" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Telefonların, ampullerin ve çorapların ve bunlar gibi birçok ürünün ömrünün kısa olması o kadar da kötü bir şey mi? “Talep arz dengesinde talep arttıkça fiyatlar düşüyor ve böylece <strong>daha ucuza bu ürünleri alıyoruz</strong>. Bunun neresi kötü?” diyebilirsiniz. </span></p>
<p id="viewer-fv12c" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">O zaman bir de şu gözle bakın lütfen <strong>“bir yıllık ürün üretmek”</strong> demek bir yıl sonrası için <strong>çöp üretmek</strong> demek aynı zamanda.</span></p>
<p id="viewer-fb0lu" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Kısacası siz bir ürün alırken aslında <strong>çöp olacak bir şey alıyorsunuz</strong>. </span></p>
<div id="viewer-bpodp" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="c-Mgr _2Mq66 _2Mq66 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg aligncenter" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_0ed1b258391e42d7bf0598862110f5e3~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_248,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_0ed1b258391e42d7bf0598862110f5e3~mv2.webp" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/planli-eskitme" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_0ed1b258391e42d7bf0598862110f5e3~mv2.jpg/v1/fit/w_560%2Ch_350%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p id="viewer-colks" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Şimdi şunu düşünmek lazım! Paramı çöpe atmadan nasıl ihtiyaçlarımı karşılayabilirim? <strong>Dahası benim bu ürünlere gerçekten ihtiyacım var mı?</strong></span></span></p>
<p id="viewer-9b6nl" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 12pt;"><em>Kaynak: http://barisozcan.com/117-yildir-yanan-ampul/</em></span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/planli-eskitme&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_video_widget wpb_content_element vc_clearfix   vc_video-aspect-ratio-169 vc_video-el-width-100 vc_video-align-left" >
		<div class="wpb_wrapper">
			
			<div class="wpb_video_wrapper"><iframe loading="lazy" title="117 Yıldır Yanan Ampul" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/BPFVcPmootQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe></div>
		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/planli-eskitme/">Planlı Eskitme</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/planli-eskitme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Goygoyculuk</title>
		<link>https://hepturkce.com/goygoyculuk/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/goygoyculuk/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10537</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/goygoyculuk/">Goygoyculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-1bsu4" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"><strong>Türkçede boşu boşuna, bilgisizce, gereksiz yere çok konuşan kimseye söylenen bir sıfat: goygoycu. “Goygoy yapmak” da bunun fiil hali. Daha bilinen tabiriyle geveze, gevezelik yapmak…</strong></span></p>
<p id="viewer-9fqcq" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Peki bu “goygoycu” kelimesinin tarihçesi nedir? Ne zaman, nerede ortaya çıkmış? Bunu anlamak için ilk önce en basit kaynağa yani sözlüğe müracaat ettiğimizde kelimenin bizim bildiğimiz “çok ve boş konuşan” anlamına rastlıyoruz. Ama bu anlam kelimenin asıl anlamı değil, ikinci anlamı. Birinci anlamında “Muharrem ayında (hicri 1. Ay) kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen yani insanlardan para toplayan, kimse” diye bir anlam çıkıyor. (bknz: <a class="_2qJYG blog-link-hashtag-color _2xVcV" href="http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&amp;arama=gts&amp;kelime=goygoycu" target="_top" rel="noreferrer noopener"><u class="sDZYg">goygoyculuk</u></a>) </span></p>
<p id="viewer-e1l97" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Goygoycuları biraz araştırdığımızda ise karşımıza sözlükte de belirtildiği gibi bir meslek çıkıyor. Goygoyculuk, dilencilik mesleği… Ama bu öyle bildiğimiz dilencilik değil. Goygoyculuğun belli başlı kuralları, zamanı ve şekli var. </span></p>
<div id="viewer-8177v" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg aligncenter" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_39ff155bf1174721aabc6ec8019f24cb~mv2_d_1200_1600_s_2.jpg/v1/fill/w_396,h_528,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_39ff155bf1174721aabc6ec8019f24cb~mv2_d_1200_1600_s_2.webp" width="332" height="442" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/goygoyculuk" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_39ff155bf1174721aabc6ec8019f24cb~mv2_d_1200_1600_s_2.jpg/v1/fit/w_1000%2Ch_1000%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
<div id="viewer-7pfbb" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<p id="viewer-ahib3" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Eski İstanbul hayatında, Şehzadebaşı’nda Tabhâne denilen vakıf binada oturan ve çoğunluğu Anadolu’dan gelmiş kör, topal ve sakatlardan meydana gelen topluluk, muharrem ayının girmesiyle birlikte önlerine gözleri gören bir rehber alarak şehir sokaklarına dağılırlardı. Birbirlerinin birer adım arkasında ve öndekinin sol omuzuna veya değneğine tutunarak altışar kişilik gruplar halinde dolaşan goygoycular, mahalle halkından yiyecek toplardı. Goygoycular ayrıca sadaka olarak para da alırlardı hatta içlerinden bazılarının fazla gelen erzağı pazarlarda sattığı da görülürdü. Goygoycular halktan topladıkları yiyecekleri pişirerek hem kendileri yer hem de başkalarına dağıtırdı. Bu dilencilik sadece on gün sürerdi. On gün sonra goygoycular geldikleri yerlere geri dönerdi.</span></p>
<p id="viewer-f253i" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">Bu dilencilere neden goygoycu dendiğine gelecek olursak. Bunlar sokak sokak dolaşırken ilahiler okur, bu ilahilerin sonunda da “hey <a class="_2qJYG blog-link-hashtag-color _2xVcV" href="http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&amp;arama=gts&amp;guid=TDK.GTS.5a8584933fc732.02738635" target="_top" rel="noreferrer noopener"><u class="sDZYg">kaygulu</u></a> cânım” sözünü tekrar ederlerdi. Bu söz zaman içinde hızlı söylenerek “Yâ hoy goy goy cânım” şekline dönüşmüştür. Halk da bu sebeple bu dilencilere “hoygoycular”, “goygoycular” diye isim takmıştır. </span></span></p>
<p id="viewer-6urg9" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">İlginç değil mi? Dilenciler için kullanılan bir kelime sonra zamanla anlam değiştirerek çok konuşan insanlara yönelik söylenmeye başlanmış. İşte size dilin sürekli yenilenme özelliğine bir örnek. Dil, bir masanın etrafında ya da bir laboratuvarda toplanmış uzmanlar tarafından geliştirilemez. O bir toplumun yaşam biçiminden, kültür ve geleneğinden hareketle kendi şeklini kendi bulur. Bundan fazla söz de goygoyculuk olur.</span></span></p>
<p id="viewer-1o7rd" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 10pt;"><em>Kaynak: http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr/2014/11/goygoycular-muharrem-ayna-mahsus-eski.html</em></span></p>
<p>&nbsp;</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/goygoyculuk&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/goygoyculuk/">Goygoyculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/goygoyculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijitalden Analoğa</title>
		<link>https://hepturkce.com/dijitalden-analoga/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/dijitalden-analoga/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10532</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/dijitalden-analoga/">Dijitalden Analoğa</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-d7450" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Son <strong>yıllarda teknoloji dünyasında</strong> ne gibi değişimler oldu diye düşündüğünüzde aklınıza gelen <strong>en önemli değişim</strong> ne oluyor? Benim aklıma hemen her şeyin dijitalleşmeye başlaması geliyor. </span></p>
<div id="viewer-d4o9" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_2G2B- _1V0VU _1V0VU _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignright" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_158b2e239d2b4e729ad11f5d38397a20~mv2_d_1920_1280_s_2.jpg/v1/fill/w_396,h_264,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_158b2e239d2b4e729ad11f5d38397a20~mv2_d_1920_1280_s_2.webp" width="297" height="198" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/dijitalden-analoga" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_158b2e239d2b4e729ad11f5d38397a20~mv2_d_1920_1280_s_2.jpg/v1/fit/w_1000%2Ch_1000%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-179b2" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Günlük hayatta en çok kullandığımız şeyleri bir düşünelim. Okuduğumuz kitaplar dijitalleşti, yazdığımız defterler dijitalleşti. Dinlediğimiz müzik, izlediğimiz film dijitalleşti. Dijitalleşen her şey bizi ekranlara bağladı. Bu ekranların sayısı giderek çoğaldı; kimisi oturma odamızın köşesinde büyüdü, kimisi cebimizde küçüldü. Şu bir gerçek ki son yıllarda analog dünyalarımızdan dijital olana doğru bir göç başladı.</span></p>
<p id="viewer-7h0og" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">2018’e geldiğimizde bu trendin yavaş yavaş değişmeye başladığını görüyoruz. Artık nostalji mi diyelim buna yoksa dijital doygunluk mu bilemiyorum. Ama şu bir gerçek ki analoğa doğru bir değişim başladı. Bunun en önemli örneklerinden biri dünyaca ünlü Amerikan alışveriş sitesi Amazon. Amazon geçen yıldan beri fiziksel kitapçılar açmaya başladı. Hem sadece kitapçı değil </span></p>
<p id="viewer-fmupf" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr">bir market zincirini de satın aldı. Bu firma <strong>“Amazon Go”</strong> adında yeni bir dükkân konseptiyle karşımıza çıktı. Bu yeni konsept neredeyse <strong>tamamen analog, tamamen organik, </strong></span><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"><strong>organik</strong>. Bildiğiniz bakkal. Tabii yeni nesil şimdi bakkalı da bilmiyor olabilir ama neyse. Biz market diyelim. Bu markete girdiğinizde teknolojiyi ve dijitali neredeyse tamamen unutuyorsunuz. Elinizi kolunuzu sallayarak içeri giriyorsunuz. Sadece girişte cep telefonuyla kendinizi tanıtmanız yeterli. Bundan sonra cep telefonu da aradan çekilebilir. Sonra da dilediğiniz gibi alışveriş yapın. Raflardan aldığın her şey otomatik olarak hesabına yazılıyor. Fikrini değiştirip geri koyarsan da siliniyor. Tıpkı eskiden çocukken bizim bakkaldan alışveriş yaptığımız gibi. O zaman da biz böyle bakkala gider, bisküvimizi alır çıkardık. Bakkal amca da aldıklarımızı <strong>veresiye defterine</strong> yazardı. Amazon Go’nun en önemli farkı bakkal amcayı da ortadan kaldırması. Onun yerine derin düşünme (deep learning) algoritmaları, sensörler ve bilgisayar destekli görüntüleme sistemleri konulmuş her yere. Tabi siz onları göremiyorsunuz. Kafanızı kaldırmadıkça… Yani artık dijital olan her şey gözümüzün önünden çekilmeye, adeta saklanmaya başladı.</span></span></p>
<div id="viewer-3vf3l" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_1wj_L IoEY5 IoEY5 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignleft" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_1f08afe5a2ce43edabfd52d1e34c29e2~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_223,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_1f08afe5a2ce43edabfd52d1e34c29e2~mv2.webp" width="289" height="163" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/dijitalden-analoga" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_1f08afe5a2ce43edabfd52d1e34c29e2~mv2.jpg/v1/fit/w_1000%2Ch_720%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-4sp0v" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Sadece Amozon’un değil, Amazon’un Çinli rakibi <strong>Alibaba’nın da</strong> dijitalden analoğa dönüş alanında yeni çalışmaları var. Alibaba da <strong>“Hema”</strong> adında fiziksel marketler açmaya <a class="_2qJYG blog-link-hashtag-color _2xVcV" href="https://www.youtube.com/watch?v=H9p5jaiOxD8" target="_top" rel="noreferrer noopener"><u class="sDZYg">başladı</u></a>. Bunların içinde her şey cep telefonuyla yapılabiliyor. “Arttırılmış gerçeklik – augmented reality” uygulamalarıyla ürünler hakkında daha fazla bilgi alınabiliyor. Hatta ödemeler “yüz tanıma sistemi”yle yapılabiliyor. Tasarımcılar bu deneyimleri tasarlarken mümkün olduğu kadar “<strong>oyunlaştırmaya</strong>” çalışıyor. </span></p>
<p class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Dünyada artık dijitalle fiziksel ortam birleştiriliyor. Sanal ortamlar yavaş yavaş gerçek ortamlara dönüyor. Teknolojiden tabi kii vazgeçilmiyor ama dijital olan her şey görünmez hale getiriliyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt;"><em>Kaynak: http://barisozcan.com/2018-teknoloji-tasarim-trendi/</em></span></p>

		</div>
	</div>
<div class="vc_empty_space"   style="height: 32px"><span class="vc_empty_space_inner"></span></div></div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/dijitalden-analoga&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_video_widget wpb_content_element vc_clearfix   vc_video-aspect-ratio-169 vc_video-el-width-100 vc_video-align-left" >
		<div class="wpb_wrapper">
			
			<div class="wpb_video_wrapper"><iframe loading="lazy" title="2018 Teknoloji Tasarım Trendi" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/NTG7NZgQals?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe></div>
		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/dijitalden-analoga/">Dijitalden Analoğa</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/dijitalden-analoga/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşünen Adam</title>
		<link>https://hepturkce.com/dusunen-adam/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/dusunen-adam/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 13:03:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10530</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/dusunen-adam/">Düşünen Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-a9vr2" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"><strong>Delilik</strong> ve <strong>felsefe</strong> arasında bir ilişki var mıdır? Ya da çok düşünmek akıl hastalığıyla ilişkili olabilir mi? </span></span></p>
<p id="viewer-9d00n" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Öyle görünüyor ki en azından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin bir dönemki yöneticileri böyle düşündü ve hastanenin önüne <strong>Düşünen Adam</strong> heykelinin kopyasını koydular.</span></span></p>
<p id="viewer-1edse" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Düşünen adam heykeli meşhur Fransız heykeltıraş <strong>Auguste Rodin</strong>’in en ünlü eserlerinden biridir. Düşünen Adam’ın ilk alçı dökümü 1880’de yapıldı ve Rodin heykelin büyük bronz dökümünü yapmaya 22 yıl sonra başladı. Eserin son halini alması 1906’yı, o zamanlar otel olan Rodin Müzesi’nde sergilenmeye başlaması ise 1922’yi buldu. <strong>Çenesi elinde</strong> <strong>bir adamın</strong> tasvir edildiği heykelin <strong>düşünmeyi</strong> ve <strong>felsefi düşünceyi</strong> temsil ettiği kabul edildi.</span></span></p>
<p id="viewer-asqqv" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Meşhur heykelin bir kopyasının akıl hastanesinin önüne konması ise başhekim Fahri Celal Göktulga sayesinde mümkün oldu. 1960 yılında hastanenin başına geçen Göktulga’nın heykeli ilk olarak bir dergide gördüğü söyleniyor. Fakat kendisi eğitim için Paris’te de bulunmuş. Yani doktor Göktulga heykelin orijinalini Paris’te görmüş olabilir. </span></span></p>
<p id="viewer-8q2t5" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Göktulga böyle bir heykel yaptırma işine girişmek istediğinde karşısına <strong>bütçe engeli </strong>çıkar ve o sıralarda hastanede tedavi gören <strong>heykeltıraş Kemal Künmat</strong>’tan yardım ister. Künmat işe başlar ama heykel ortaya çıkmaya başlayınca yüklü bir ücret ister. Hastanenin bunu karşılayacak bir ödeneği yoktur ve Künmat tedavisi bitince <strong>heykeli yarım bırakıp</strong> hastaneden ayrılır. Üstelik heykele bütün ifadesini veren çenedeki el eksik kalır. Altı ay bu şekilde bekleyen heykeli hastaneye tedaviye gelen <strong>bir asker tamamlamak ister</strong>. Başhekim önce alçı modeller yaptırarak askerin yeteneğini test eder. Başhekim onun bu işi yapabileceğine ikna olunca heykeli askere tamamlatır. Askerin ödülü ise hastaneden taburcu olmasıdır. Böylece Düşünen Adam’ın kopyası bugünkü halini ve hastane önündeki yerini alır. </span></span></p>
<p id="viewer-cf3ou" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Heykel hastanenin önüne yerleştikten sonra gazeteciler başhekim Göktulga’ya neden böyle bir heykel tercih ettiğini, akıl hastanesi bahçesine bu heykelin koyulmasının anlamını sorarlar. Başhekim de “<strong>Dışarıdakilerin hali içeridekilerden daha vahim. Bu adam ‘Dışarıdakilerin hali ne olacak?’ diye düşünüyor” </strong>diye cevap verir.</span></span></p>
<p id="viewer-103qu" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Rodin’in hayatına giren bir çok kadından biri olan heykeltıraş Camille Claudel’in hikayesinin bir akıl hastanesinde son bulması ise hayatın garip bir tesadüfü.</span></span></p>
<p id="viewer-cgjqa" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"><strong> Ne dersiniz sizce Göktulga düşünmek ve akıl hastalığı arasında nasıl bir bağ kurdu?</strong></span></p>
<p id="viewer-9vbcn" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><em><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 10pt;"> KAYNAK: <a class="_2qJYG blog-link-hashtag-color _2xVcV" href="http://felsefe-alemi.blogspot.com.tr/2015/05/dusunen-adam-heykeli.html" target="_top" rel="noreferrer noopener"><u class="sDZYg">http://felsefe-alemi.blogspot.com.tr/2015/05/dusunen-adam-heykeli.html</u></a> </span></em></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/dusunen-adam&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/dusunen-adam/">Düşünen Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/dusunen-adam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Vav Yeter</title>
		<link>https://hepturkce.com/bir-vav-yeter/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/bir-vav-yeter/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 20:58:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10528</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/bir-vav-yeter/">Bir Vav Yeter</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-2rt5o" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">İstanbul’daki en keyifli yolculuklarından biri de kuşkusuz <strong>gemi yolculuğudur</strong>. Elimize bir bardak çay alıp temiz boğaz havasını içimize çekerek yarım saat için de olsa şehrin karmaşasından uzaklaşırız. Bugün bu yolculuğu yapmak için cebimizdeki <strong>İstanbul kartımızın</strong> olması yeterlidir. Fakat geçmişte bu yolculuk o kadar da kolay değildi. Bugünkü gibi büyük <strong>gemiler ya da boğaz köprüsü yoktu</strong>. İşte o zamanlardan birinde <strong>enteresan bir olay</strong> yaşanmıştır. </span></p>
<p id="viewer-fs1s8" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"><strong> Hafız Osman</strong> fırtınalı bir günde <strong>kayık ile Beşiktaş’a geçmek</strong> ister. Kayıkçı zor bela karşı kıyıya ulaşınca <strong>yolculuk ücretini</strong> ister. Hafız Osman para kesesini arar fakat keseyi evde <strong>unutmuştur</strong>. Ne yapacağını bilemez. Hemen bir kâğıt çıkarır ve üstüne bir “<strong>vav” harfi</strong> çizerek kayıkçıya uzatır. <strong>“Sen bu kağıdı Sahaflar Çarşısı’na götür. Onlar senin ücretini ödeyecekler.” </strong>der. Kayıkçı bir kağıda bir de Hafız Osman Efendi’ye bakar. Pek canı sıkılır fakat yapacak bir şey yoktur. “Vav” harfini kabul eder. </span></p>
<p id="viewer-bk0nv" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Bir gün kayıkçının yolu <strong>Sahaflar Çarşısı’na</strong> düşünce kâğıdı göstermek aklına gelir. Çıkarıp satmak ister. Oradaki sahaf “vav” harfini görünce hemen Hafız Osman’ın yazısı olduğunu anlar ve <strong>açık artırmaya</strong> çıkarır. Kayıkçı o gün bir haftalık kazancından daha fazla kazanıp mutlu mesut evine döner. </span></p>
<p id="viewer-2job0" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"><span style="font-size: 14pt;"> Hafız Osman başka bir gün yine aynı kayıkçıya denk gelir. Karşıya geçerler ve ardından Hafız Osman ücreti sorar. Kayıkçı alçakgönüllü bir şekilde <strong>“Bir ‘vav’ yeter efendim!”</strong> der. Hafız Osman ise <strong>“O ‘vav’ her zaman yazılmaz</strong>. Dua et para kesemi yine evde unutayım!” diye cevap verir.</span> </span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/bir-vav-yeter&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/bir-vav-yeter/">Bir Vav Yeter</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/bir-vav-yeter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın İlk Leylek Hastanesi: Gurabahane-i Laklakan</title>
		<link>https://hepturkce.com/gurabahane-i-laklakan/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/gurabahane-i-laklakan/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 20:51:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10524</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/gurabahane-i-laklakan/">Dünyanın İlk Leylek Hastanesi: Gurabahane-i Laklakan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-4sn26" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"><strong> “Hayvanları seven insanları da sever.”</strong> derler. Bu doğru bir yargıdır. Hayvan ve bitkileri seven bireylerden nasıl bir zarar gelebilir ki? Onlara saygısı olan insanın, kendi türüne de saygısı olur. </span></p>
<div id="viewer-rilh" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_1wj_L IoEY5 IoEY5 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;">Biz bu dünyayı hep birlikte kullanıyoruz<strong>. Doğal bir döngü</strong> içerisindeyiz ve bu döngünün sorunsuz devam edebilmesi için birbirimize ihtiyacımız var. İşte bu düşüncelerden hareketle iki yüzyıl önce Bursa’da dünyanın ilk leylek hastanesi olan <strong>Gurabahane-i Laklakan</strong> kurulmuş. Türkçesi <strong>“Düşkün Leylekler Evi”</strong> olan bu hastanenin kuruluş hikâyesini biliyor musunuz? Hadi gelin birlikte bakalım neymiş bu leylek hastanesinin hikâyesi?</span></div>
<div role="img"></div>
<div class="xdJBZ" role="img"><strong style="font-size: 14pt;">Leylekler,</strong><span style="font-size: 14pt;"> Osmanlı Devleti zamanında halkın büyük önem verdiği ve özen gösterdiği hayvanlardı. Hatta </span><strong style="font-size: 14pt;">leyleklerin geliş zamanlarında</strong><span style="font-size: 14pt;"> şehirlerde </span><strong style="font-size: 14pt;">şenlikler</strong><span style="font-size: 14pt;"> düzenlenir insanlar bu şenliklerde günlerce eğlenirdi. Bursa halkı da tıpkı diğer şehirlerde olduğu gibi leyleklere özel ilgi gösterir, onların rahat rahat konaklamaları için elinden geleni yapardı. Eğer göç sırasında yaralanmış bir kuş varsa onu tedavi ederlerdi. Bunun için özel bir alanları bile vardı. Bursa’da Kapalıçarşı içindeki </span><strong style="font-size: 14pt;">Haffaflar(Ayakkabıcılar) Çarşısı</strong><span style="font-size: 14pt;">’nın meydanı yaralı leylekler bakım yeriydi. Hem sadece leylekler değil karga, baykuş gibi her türlü yaralı kuş buraya getirilerek tedavi edilmeye çalışılırdı. 19. yüzyılda </span><strong style="font-size: 14pt;">Bursa’nın zengin Ermenilerinden</strong><span style="font-size: 14pt;"> biri olan Fransız Konsolosluğunda görevli Grégorie Bey, Haffaflar Çarşısı’ndan getirdiği birkaç yaralı leyleği tedavi etmiştir. Daha sonra bu leylekler için “</span><strong style="font-size: 14pt;">Gurabahane-i Laklakan”</strong><span style="font-size: 14pt;"> adını verdiği bir hastane kurmuştur.</span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-clg5n" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Bu hastane leyleklerle birlikte birçok göçmen kuş türünün <strong>göç yolunda</strong> bulunmaktaydı. Böylelikle göç sırasında yaralanan kuşlar <strong>burada tedavi edebiliyorlardı</strong> ve bu kuşların tekrar göç yoluna katılmaları sağlanıyordu. </span></p>
<div id="viewer-39s2f" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_2G2B- _1V0VU _1V0VU _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg aligncenter" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_699691cad5d545b7acc5f7fa795a6795~mv2.jpg/v1/fill/w_396,h_297,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_699691cad5d545b7acc5f7fa795a6795~mv2.webp" width="336" height="251" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/dnyann-ilk-leylek-hastanesi-gurabahane-i-laklakan" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_699691cad5d545b7acc5f7fa795a6795~mv2.jpg/v1/fit/w_918%2Ch_688%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<div id="viewer-65se3" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<p id="viewer-b86m9" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr"> Sonraları hastane özelliğini kaybeden bu binanın bir kısmı ev bir kısmı da depo olarak yıllarca kullanıldı. Bu bina 2008 yılında restore edilerek <strong>kültür merkezi</strong> yapıldı. Binanın bir odası ise sokak hayvanlarının bakımı için ayrılarak binanın eski görevi devam ettirilmeye çalışıldı. </span></span></p>
<p id="viewer-3hqbt" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Bursa’ya yolunuz düşerse buraya da mutlaka uğrayın derim. </span></p>
<p id="viewer-8ka97" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 10pt;"><em>Yazıda </em><a class="_2qJYG blog-link-hashtag-color _2xVcV" href="https://www.kreatifbiri.com/dunyanin-ilk-leylek-hastanesiyle-tanismaya-hazir-misiniz/" target="_top" rel="noreferrer noopener"><em><u class="sDZYg">https://www.kreatifbiri.com/dunyanin-ilk-leylek-hastanesiyle-tanismaya-hazir-misiniz/</u></em></a><em> adresinden alıntılamalar yapılmıştır.</em></span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/dunyanin-ilk-leylek-hastanesi-gurabahane-i-laklakan&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/gurabahane-i-laklakan/">Dünyanın İlk Leylek Hastanesi: Gurabahane-i Laklakan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/gurabahane-i-laklakan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bumerang Etkisi</title>
		<link>https://hepturkce.com/bumerang-etkisi/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/bumerang-etkisi/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 20:48:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10520</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/bumerang-etkisi/">Bumerang Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-661k2" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;">Hiç başınıza gelen bir şey için geçmişteki bir davranışınızı suçladınız mı? Ya da “evren bana bir mesaj vermek istiyor.” ,“geçmiş davranışlarımdan dolayı bir ceza ya da ödül alıyorum” diye düşündünüz mü? Evrende her şey birbirinden bağımsızdır deyip sizi rahatlatmak isterdik ama aslında öyle değil. Yani bumerang etkisiyle gerçekten geçmişteki hatalarınızın ya da doğrularınızın sonuçlarını yaşıyor olabilirsiniz. </span></p>
<div id="viewer-5mi6s" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_2G2B- _1V0VU _1V0VU _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;">Bumerang, Avustralya yerlileri arasındaki avcıların yaptıkları silahın adıdır. Bu silah ağaçtan yapılmış ve kıvrık bir şekle sahiptir. Ne kadar uzağa atılırsa atılsın eğer hedefini vuramazsa avcıya geri döner ve hatta bazen avcıyı vurur. Günlük hayatta ise sosyal bilimciler, özellikle soysal ve siyasal bazı olaylarla ilgili “bumerang etkisiyle sonuçlandı.” “bumerang etkisi yaptı.” gibi tabirler kullanıyorlar. Aslında bu tabirle etki-tepkiyi ya da neden-sonuç ilişkisini kast ediyorlar. Yani evrene ne verirseniz onu geri alıyorsunuz. Gösterdiğiniz etkiler neticesinde tepkiler alıyorsunuz ve sunduğunuz nedenler bazı sonuçlar doğuruyor.</span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-cpe3c" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Hayatta bazı şeyleri yaptıktan sonra geri alamayız ve belki yıllar sonra onun sonuçları gelir bizi bulur. Bir kaç örnek verirsek:</span></p>
<p id="viewer-1776o" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Söylediğiniz sözü geri alamazsınız. Örneğin bu sözle birinin kalbini kırarsınız ve bumerang etkisiyle başka biri de sizin kalbinizi kırabilir. Ya da zor durumdaki birini sözlerle teselli edersiniz ve zor bir gününüzde başka biri de sizi teselli eder.</span></p>
<div id="viewer-15mo1" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="c-Mgr _2Mq66 _2Mq66 _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignright" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_444da0eecb2f4d07a765fec889081f34~mv2_d_1280_1280_s_2.jpg/v1/fill/w_396,h_396,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_444da0eecb2f4d07a765fec889081f34~mv2_d_1280_1280_s_2.webp" width="197" height="197" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/bumerang-etkisi" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_444da0eecb2f4d07a765fec889081f34~mv2_d_1280_1280_s_2.jpg/v1/fit/w_1000%2Ch_1000%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-3j8di" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Harcadığınız zamanı da geri alamazsınız. Dakikalar, saatler, günler, yıllar hiç durmadan geçer ve siz zamanı durduramazsınız. Tek yapabileceğiniz zamanı doğru kullanmak ve bunun iyi sonuçlar doğurmasını beklemek. Çünkü zamanı geri alamazsınız ama bumerang misali size bazı şeylerin geri dönmesine engel olabilirsiniz. Zamanı boşa harcadığınızda; pişmanlık, acı, öfke ya bu zamanı doğru harcadığınızda; mutluluk, huzur, sevinç gibi duygular size geri döner. </span></p>
<p id="viewer-6ll7a" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Herkes eylemlerinin bazı sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor. Peki siz kendi hayatınızdaki bir şey için geçmişinizi suçladınız mı? Bir hatanızın cezasını çektiğinizi, bir probleme sebep olduğunuzu düşündünüz mü?</span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/bumerang-etkisi&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/bumerang-etkisi/">Bumerang Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/bumerang-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cami İşçisi Miguel de Cervantes</title>
		<link>https://hepturkce.com/cami-iscisi-miguel-de-cervantes/</link>
					<comments>https://hepturkce.com/cami-iscisi-miguel-de-cervantes/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 20:44:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hep Bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hepturkce.net/?p=10516</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://hepturkce.com/cami-iscisi-miguel-de-cervantes/">Cami İşçisi Miguel de Cervantes</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p id="viewer-4tqic" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Osmanlı İmparatorluğu’nda önemli devlet adamlarının kendi isimlerini yaşatmak için cami yapması bir gelenekti. Önemli bir görev aldıktan sonra ya da büyük bir zafer kazandıktan sonra paşa veya vezir gibi devlet adamları sultandan izin alır ve uygun görülen yerde camilerini inşa ederlerdi.</span></p>
<div id="viewer-2sj7h" class="q2uC4 _3kAGd">
<div class="_2G2B- _1V0VU _1V0VU _2fU6C _1jlZ9 _1jlZ9">
<div class="_1Lhwj image-container _2mwxs" tabindex="0" role="button" data-hook="imageViewer">
<div class="xdJBZ" role="img"><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="_1Fjtc _2lDdg alignleft" src="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_2a42159f964c4bb2a7a2811573f50e00~mv2_d_3016_3192_s_4_2.png/v1/fill/w_396,h_419,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01/400ccd_2a42159f964c4bb2a7a2811573f50e00~mv2_d_3016_3192_s_4_2.webp" width="335" height="354" data-pin-url="https://www.hepturkce.com/post/cami-iscisi-miguel-de-cervantes" data-pin-media="https://static.wixstatic.com/media/400ccd_2a42159f964c4bb2a7a2811573f50e00~mv2_d_3016_3192_s_4_2.png/v1/fit/w_1000%2Ch_1000%2Cal_c%2Cq_80/file.png" /></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p id="viewer-91dts" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span class="vkIF2 public-DraftStyleDefault-ltr" style="font-size: 14pt;"> Birçok zafer kazanan Kılıç Ali Paşa da kendisi için bir cami yaptırmak ister. Sultan 3. Murad’ın huzuruna gider ve isteğini belirtir. Sultan 3. Murad kendisine “Sen denizlerin komutanısın. Sana karada toprak vermem. Git camini denizde yap!” diye şaka yapar. Ama Kılıç Ali Paşa bu sözü ciddiye alır ve Mimar Sinan’a durumu anlatır. Mimar Sinan bugünkü Tophane semtinde denizi doldurarak tarihte ilk defa deniz üstüne bir cami inşa etmeye başlar. Haberi alan sultan, şaka yaptığını ve paşanın nereye isterse oraya cami yapabileceğini söyler ama padişahın ilk sözünü yerine getirmenin doğru olduğunu düşünürler ve tarihin ilk deniz camisi yapılır. </span></p>
<p id="viewer-3j6je" class="XzvDs _208Ie ljrnk blog-post-text-font blog-post-text-color _2QAo- _25MYV _1Fao9 ljrnk public-DraftStyleDefault-block-depth0 public-DraftStyleDefault-text-ltr"><span style="font-size: 14pt;">Bu cami inşa edilirken işçilerin içinde önemli biri daha vardır. Kendisi Miguel de Cervantes’tir. Cervantes, İnebahtı deniz savaşından sonra 1575 yılında İspanya’ya dönerken esir alınır. Birkaç sene İstanbul’da kalıp cami inşaatında çalıştıktan sonra serbest bırakılır. Cervantes’in ismi o dönem cami inşaatında çalışanlar için hazırlanan defterde yazılı olarak bulunmuştur.</span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><iframe loading="lazy" src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//soundcloud.com/hep-tuerkce/cami-iscisi-miguel-de-cervantes&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;visual=true" width="100%" height="auto" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
</div><p><a href="https://hepturkce.com/cami-iscisi-miguel-de-cervantes/">Cami İşçisi Miguel de Cervantes</a> yazısı ilk önce <a href="https://hepturkce.com">Hep Türkçe</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hepturkce.com/cami-iscisi-miguel-de-cervantes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
